Make your own free website on Tripod.com

gündem

GREV ERTELEMESİNİN DÜŞÜNDÜRDÜĞÜ

2000 yılında 350 bini aşkın işçinin toplu iş sözleşmesi süreci başladı.
Toplu pazarlık görüşmeleri daha önce başlayan lastik fabrikalarında uygulanan grevler, Bakanlar Kurulu Kararı ile ertelendi.
Uzun yıllardır greve başvurmadan toplu pazarlık görüşmelerini anlaşma ile bitiren lastik işçileri, yasal grev haklarını kullanmaya kalktıklarında; haklarının nasıl kullanılamaz hale getirildiğine tanık oldular.
Senaryo çok kısaydı; işverenler grevin ertelenmesini istediler,
grevler ertelendi...
2822 sayılı yasa, grevin tekrar başlamasına olanak vermediğinden, “grev hakkı gaspedildi” demek haksız bir değerlendirme değildir.

SİYASİ İKTİDARIN ADALET TERAZİSİ

65 milyon yurttaşı temsil eden siyasi iktidar, 3 bin işçi ve aileleri ile birlikte çoğu depremzede olan 10 bin kişinin ekmek mücadalesini terazinin bir kefesine, 3 lastik fabrikası işverenini de terazinin diğer kefesine koydu. Siyasi iktidarın adaleti ile tarttı. İşverenler ağır geldi.

GEREKÇE İNANDIRICI DEĞİLDİR

Erteleme gerekçesinin; "grevlerin ulusal güvenlik açısından tehlike oluşturması" şeklinde açıklanması inandırıcı değildir. Bu nedenle soruyoruz:

Lastik grevleri, ulusun güvenliğini mi, yoksa işverenlerin kazancını mı tehdit etti?
İşverenler, ulusal güvenliği ordu, güvenlik birimleri ve ilgili bakanlıktan daha mı iyi izlemektedirler?
Otomobil lastiği üretimi durduğunda ulusal güvenliğin hangi noktası aksamaktadır?
Bu dayatmacı tutumun sürmesi halinde, yılın ikinci yarısında, havlu üreten tekstil işçileri, musluk üreten metal işçileri, parkları ağaçlayan belediye işçileri, parfüm üreten kimya işçileri, kola üreten gıda işçilerinin de toplu pazarlık görüşmeleri uyuşmazlığı ve yasal grev sürecine girdiğinde yeni hak gasplarına mı tanık olacağız?
Demokrasimizi ve toplumsal sağlığımızı tehdit eden unsurlar yok değildir. Ama tehditler, emekçilerin ekmek mücadelesinde değil; memleketin her katında itibar gören uluslararası tekellerin temsilcileri karşısında ulusal temsilcilerimizin aldığı tutumda, Ulusal egemenlik hakkımızın, uluslararası tahkim ile tekellere teslim edilmesinde,
Aklama-paklama operasyonlarında, Özelleştirmelerde, ve IMF'ye teslim edilen ekonomik politikamızdadır.

Siyasi iktidarın değerli mensupları!
Biz emekçiler; bağımsızlık ve özgürlük savdamız nedeni ile ulusal değerleri herkesten çok daha iyi biliriz. Bu nedenle ekmeğizle oynamak için bahane aranmasın.
Lastik grevlerinin ertelenmesinde takınılan "güçlüden yana olma" politikasını elbette anlıyoruz
fakat size hak vermiyoruz.

EMEKÇİLERLE BARIŞMA FIRSATI

Bunca baskıya, haksızlığa ve adaletsizliğe rağmen işçi sınıfımız ve emekçi kitleler ile barışmak fırsatı vardır. Bunun yolu ise ilk elde; 7 milyon emekçinin Zorunlu Tasarruf Kesintilerinin, en kısa süre içinde eksiksiz olarak hak sahiplerine ödenmesidir.

7 milyon çalışan, 20 milyonluk bir vatandaş kitlesi olarak ulusun kendisi değil mi?