Make your own free website on Tripod.com

 KÜRESELLEŞME VE EMEKÇİLER

KÜRESELLEŞMEDEN
EMEKÇİLER DE PAY ALABİLİR Mİ?

“Küreselleşmeye karşı durulamaz”, “Karşı çıkmayalım, içinde yer alalım”, “Küreselleşme, iyi ve kötü yönleri olan iki boyutlu bir mesele” gibi savlar uzun süredir tartışılıyor.

Öncelikle, sermayeyi küreselleşmeye sevk eden gerekçe ve dürtülere bir göz atmakta yarar var. Kar oranlarının sürekli artışı ve sömürü hedefleri üzerinde yükselen kapitalist sistem, ulusal sınırların bu hedeflere dar geldiğini görünce, önce açık işgal ve sınır ötesi savaşlarla sömürgecilik (colonialism) dönemini başlatmıştı. En yoğun sömürünün yaşanmasıyla güçlenen merkez ülkelerin sermaye blokları (sanayileşmiş ülkeler), uluslarını sömürgecilik döneminin egemen güçleri olarak dünya gündeminde ilk sıralara yerleşmesini sağladı. 1929 dünya ekonomik krizi ve ardından 2. Dünya Savaşı'nın başlaması sermaye (konsantrasyonu) yoğunlaşmasını arttırdı. Fakat sömürge ülkelerde yaşanan baskılar yerel toplumsal muhalefeti ateşleme etkisi gösterebilecek boyuta ulaştığında, sermaye geri adım atmaya ve özgürlükleri kimi zaman çatışma ve savaşların ardından, kimi zamansa bilerek ve bağımlı hale getirerek geri vermeye başladı. Sömürü alanlarını sürekli olarak açık tutmak için yeni araçlar gerekiyordu ve 1940’lı yılların sonundan itibaren IMF, Dünya Bankası ve GATT anlaşmaları; küreselleşmenin zeminini hazırlamaya yönelik ilk araçlar olarak dünya ekonomik yapısını belirlemeye başladı. Önce ulusal-özel sermaye birikimi (özel yatırımcılar) halkların sırtından teşvik ve finanse edilecek, ardından da bu yerel sermaye oluşumunun desteği alınarak ulus devletler küresel sermayenin emrine açılacaktı. Hedef ise hep aynıydı. Sermayenin serbest dolaşımını sağlayarak, emeğin güçlendiği, istihdamın yükseldiği bölgelerde işsizlik yaratmak pahasına ucuz emek bölgelerine yönelmek ve kar maximizasyonu hedefi önündeki ulusal engelleri kaldırmak.

Tamamen emek ve doğa sömürüsüne endeksli böyle bir hedefin içinde yer almak ve bu hedeften pay almak emekçiler açısından mümkün olabilir mi?
İşsizlik devam ettiği sürece hayır...

Peki işsizliğe son verilebilir mi? 
Sermaye için üretim alanı dışında rant ve finans piyasalarından da kazanç sağlamak mümkün olduğu sürece hayır...

Peki Finans piyasaları işlevsizleştirildiğinde işsizlik bitebilir mi? Sadece reel üretim yapıldığında; dünya emek piyasaları tam istihdama kavuşacağı ve emeğin pazarlık gücü en üst düzeye ulaşacağı için, kapitalizmin temel hedefi olan kar maximizasyonu gerçekleşemeyecektir. Ancak, istihdam sağlama olayı tek taraflı olarak özel kesimin elinde olduğu sürece istihdamın düzeyini ayarlamak (tıpkı bugün de yaşandığı gibi) ve belli oranda işsizliği sürekli hale getirmek dünya sermayesi için hiçbir zaman zor olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır.