Make your own free website on Tripod.com

ZORUNLU TASARRUF KESİNTİLERİNİN TAKİPÇİSİYİZ.

1 Nisan 1988 tarihinden itibaren çalışanların ücretlerinden "zorunlu" olarak yapılan kesintilerle oluşturulan Tasarrufu Teşvik Fonu’nda şu ana kadar 3.7 katrilyon lira birikmiş durumda.

Fon kesintilerinin başladığı tarihten bu yana enflasyon 139 kat, dolar 105 kat, mark 109 kat arttı. Fon birikimlerine uygulanan nemalandırma ise 15 kat arttı. Zorunlu tasarruf uygulamasıyla devlet bir yandan ucuz kaynak yaratırken, bir yandan da her kişinin yaklaşık 1 milyar 600 milyon lirasına el koydu.

İşçi ve memur emekçilerinin kesesinden Hazine'ye kaynak aktarımının, eninde sonunda batağa sürükleneceği, benzer fonlarda yaşanmış maceralardan örnekler verilerek kanun çıkmadan eleştirilmişti. Özal'ın dediğinin aksine, işçi için gelecek güvencesi değil, ücretinden bir büyük pay kapma daha olduğunu ifade edilmişti. Bugün, bu eleştirilerin ne kadar haklı olduğu apaçık ortada.

Yıllardır emekçilerin birikimleri çok düşük oranlarda nemalandıran hükümet, şimdi de ödememenin yöntemlerini araştırıyor. Devlet Bakanı Recep Önal; "zorunlu tasarruf hesabında biriken yaklaşık 4 katrilyon lirayı çalışanlara öderlerse, ekonominin çökeceğini" ilan etti.

Hükümet, birikimlerimizi ödememek için, sürekli formül üretiyor: Birikimler karşılığında hazine bonosu ya da Telekom ve POAŞ gibi kamu kuruluşlarının hisselerini vermek. Bu uygulamayla hükümet, "Bir taş ile iki kuş vurmayı" yani hem parayı ödemeyip, hem de çalışanları ve örgütlerini zorunlu olarak özelleştirme uygulamalarına ortak etmeyi planlıyor.

Ecevit Hükümeti’nin son beş banka operasyonunda gözden çıkardığı para 6.5 milyar dolar. Mayıs ayında 80 bankaya 4 milyar dolar iç borç faizi ödeniyor. Aynı dönemde kamu bütçesinden Galatasaray'a para verilmesi tartışılıyor. Ancak 7 milyon çalışan için para yok denilerek işçilerden ve sendikalardan “fedakarlık” isteniyor...

İŞSİZLİK SİGORTASI KESİNTİLERİ

Yürürlüğe giren İşsizlik Sigortası Yasası ile de yeni bir fon oluşturuluyor. Bu fonların nasıl değerlendirileceği net olarak yasada belirtilmediği için, emekçiler olarak bu kesintilerimize de bir gün devletin el koyacağı endişesini taşımaktayız.

İşsizlik sigortasına ilişkin bir başka önemli nokta ise, yasanın Meclis tarafından imzalanan 158 Nolu ILO sözleşmelerine uygun olarak İşgüvencesi Yasası ile desteklenmesidir.

Aksi takdirde, işsizlik sigortası, işten çıkarmalarda mağdur olan işçilere çok şey ifade etmemektedir.