Make your own free website on Tripod.com

logo

BASIN AÇIKLAMALARI

25 Eylül 1998


Birleşik Metal-İş Sendikası Yönetim Kurulu adına Genel Başkan Kamil Kinkır güvenlik güçlerini ve adli makamları göreve çağırdı.


İSTİFA EDEN İŞÇİLERE SALDIRI...

Metal işkolunda imzalanan sözleşmelerin arkasından başlayan, Türk Metal Sendikasından istifası dalgası yoğunlaşarak sürüyor. Ekonomik hükümlerinin yanısıra özellikle taşeron, kapsam, iş güvencesi gibi can alıcı konularda hiçbir gelişme sağlamayan bu sözleşmeye tepkiler büyüyor.

Kurulduğu günden bu yana sendikal demokrasinin kırıntısını bile yeşertmemek için tüm olanaklarını seferber edenler, rüzgar ektiler fırtına biçiyorlar.

İşçilerin iradesini ve çalışma yaşamının ihtiyaçlarını görmezden gelen Türk Metal Sendikası, nihayet işçilerden hak ettiği yanıtı alınca, terörist yöntemlere başvuruyor ve işverenlerin koltuk altına sığınmaya çalışıyor.

Türk Metal'in hikmeti kendinden menkul "gedikli" başkanı işçilerin tepkisinin boyutlarını gözlerden gizlemeye çalışıyor. Dün “iki bin istifa olursa istifa ederim” diyordu. Bu gün “üç bin istifa varsa önemli bir sorun değildir” diyor. Ama onlar dünya zenginliklerinin ve ebedi yöneticiliklerinin kaynağını oluşturan sarı sendikal yöntemlerin işçileri daha fazla kandıramayacağını biliyor.

Bunun için dün Bursa Bosch'ta bu gün de Çerkezköy Profilo'da işçilere fiili saldırı yapmaya cüret ediyorlar. 25.9.1998 günü yani bugün sabah Profilo işçilerine saldıran yaklaşık 50 kişilik terörist grup, iki işçiyi yaralamış, diğer işçileri de tartaklamıştır. Dışarıdan gönderilen bu militanların önemli bir bölümü yakalanarak göz altına alınmıştır. İşçilere yönelen bu hain saldırıyı lanetle kınıyoruz.

Şimdi, güvenlik güçleri ve yargı mercileri işçilerin yasal haklarının korunması konusunda daha hızlı ve etkili kararlar vermelidir. İşçilerin yaşama ve çalışma özgürlüğüne ve sendikal tercihlerini zorla bastırmaya çalışan bu caniler hak ettikleri cezayı almalıdır.

Türk Metal Sendikası bununla da yetinmiyor. Hemen tüm işyerlerinde işverenlerden yardım dileniyorlar. İşverenlere, işçileri istifadan caydırıcı baskılar yapması, istifa edenleri de geri döndürmesi için yalvarıyorlar. Bunun karşılığında neler önerdiklerini ise şimdilik bilemiyoruz.

Ne yazık ki başta ülkemizin önde gelen bir sanayi grubu olmak üzere bazı işverenler işçilerin tepkisini bastırmaya çalışıyor. İşçileri işten çıkarmakla tehdit ediyorlar. İşçilere üye olmaları için ücretli izinler verip, döndüğünde üyelik fişini getirmezsen işe giremezsin diyebiliyorlar.

İşverenlerin bu tavırları işçilere zarar verdiği kadar işyerlerine de zarar veriyor. İşyerlerindeki verimlilik ve kalite olumsuz etkileniyor. Oysa işverenlerin işçilerin sendikal tercihine karışmaları yasal bir suçtur. İşverenleri işçilerin sendikal tercihlerine saygı göstermeye çağırıyorum. Çalışma barışı ve işçi işveren ilişkilerinin diyalog ve karşılıklı çıkarlara saygı temelinde sağlıklı bir çizgiye kavuşabilmesi için, bu bir zorunluluktur.

Herşeye rağmen Türkiye kamuoyu, bu gelişmelere son kez tanıklık ediyor.

Türkiye işçi sınıfı yakın bir gelecekte değil, bugün ve şimdi sarı sendikal yöntemleri yırtıp atıyor. Yerine çağdaş endüstriyel ilişkilerin gelişmesine olanak verecek işçi iradesini koyuyor.

Basın mensuplarına soru sorma hakkının tanınmadığı ve konuşmacının şovlarla salondan kaçtığı basın toplantılarında DİSK'e ve Sendikamıza dil uzatmaya yeltenenler, öncelikle sahtekarlıklarının, rüşvetçiliklerinin, işçilere saldırılarının, ve işçileri yok saymanın hesabını vermelidir.

DİSK'in hiçbir siyasi partinin, kişinin yada kurumun desteğine ihtiyacı yoktur.

DİSK, işçilerinin iradesiyle oluşturup dirençle korudukları, ülke ve çalışanların çıkarları doğrultusundan bir milim bile taviz vermeden uygulan ilkelerine sımsıkı bağlı, BAĞIMSIZ bir işçi örgütüdür.

İşçiler ve kamu oyu DİSK'i de, ona çamur atmaya yeltenenleri de çok iyi tanır.

Birleşik Metal İş Sendikası olarak, metal işçilerinin onurlu tepkilerini haklı buluyoruz. İşçilerin iradesinin egemen olduğu, ülke, işyerleri ve işçilerin çıkarlarından başka hiçbir kaygısı olmayan, sorumluluğunun farkında bir sendika arayan tüm işçileri kucaklamaya da hazırız.

Gelişen olaylar antidemokratik 12 Eylül yasalarının işçinin iradesini ipotek altına aldığını bir kez daha kanıtlıyor.

Bu haksızlığın yolu REFERANDUMun bir an önce yasallaşmasıdır.

Sendikamız kendi işyerleri de dahil tüm işyerlerinde yetkinin REFERANDUM ile belirlenmesinden yanadır.

Çünkü REFERANDUM işçinin gerçek iradesini ortaya çıkarmanın tek yoludur.

 

birmet@ibm.net

anasayfaya dönüş

 

İlksöz     Tarihçe    Güncel     2000'lere doğru     Etkinlikler    Yayınlar    İdari Yapı     Üst Kuruluşlar