Make your own free website on Tripod.com

amblem

birleşik metal-iş

üst kuruluş amblemleri

 
Ülkemiz genel ve yerel seçimler sürecine girdi.
Bir kez daha sandık başına giderek tercihlerimizi yapacağız.
OYLARIMIZI KULLANARAK köyümüzde, ilçemizde, ilimizde ve ülkede bizleri "yönetecek" olanları seçeceğiz.
Böylece ülkemizle birlikte kendimizin de geleceğine ve yarınlarına şekil vereceğiz.
Peki bunu yaparken, nasıl hareket etmek gerekir?

SEÇİMLERDE OYUNA GELMEYECEĞİZ:

ŞARTLARIMIZ VAR !

BUGÜN OYLARIMIZ DAHA KIYMETLİ

Unutmamak gerekiyor ki, en büyük yanılgı "bir tek benim oyumla ne olacak ki" yılgınlığına düşmektir.
HAYIR, artık bizim oyumuz çok kıymetli.
Ülkenin ve emekçilerin kaderini o tek tek oylar belirliyor.

OYLARIMIZI
ÜLKEMİZ VE EMEKÇİLER İÇİN İYİ DEĞERLENDİRMEK,

BUGÜNÜN GÖREVİ,
YARININ BORCUDUR.


Peki, biz "oy"larımızı hangi amaç ve hangi hedeflere göre kullanmalıyız ?

Bunun önemini kavramak için kullandığımız oylarla hangi sonuçların ortaya çıkabileceğine bakmamız gerekir.
Öncelikle, Ülkenin ve emekçilerin geleceğini 5 yıllık süre ile teslim ediyoruz.
Bununla birlikte;

  • Pahalılığın düşüp / düşmeyeceğini,
  • Özelleştirmenin sürüp / sürmeyeceğini,
  • İşsizliğin azalıp / azalmayacağını,
  • Ekonomik politikalarla yatırımların teşvik edilip / edilmeyeceğini,
  • Demokrasinin uygulanıp / uygulanmayacağını,
  • Düşünce, inanç ve kanaat özgürlüğünün hayat bulup / bulmayacağını,
  • Temiz siyaset beklentilerinin gerçekleşip / gerçekleşmeyeceğini,
  • Çetelerin tümüyle temizlenip / temizlenmeyeceğini,
  • İşgüvencesi ve işsizlik sigortasına ulaşıp/ulaşamayacağımızı,
  • Emeklilikte insanca bir yaşam sağlanıp / sağlanmayacağını
  • Herkesin sağlık hakkına sahip olup / olmayacağını
  • Eğitimin birey ve toplumun gelişmesine yönlendirilip / yönlendirilemeyeceğini
  • Çocuklarımıza insanca yaşayabilecekleri bir dünya bırakıp, bırakmayacağımızı,

Kısaca ülkemizde birinci sınıf vatandaşlar gibi mi, yoksa ikinci sınıf insanlar gibi mi yaşayacağımıza karar vermiş olacağız.

Bu durumda: HERKES OYUNUN KIYMETİNİ İYİ BİLMEK ZORUNDADIR.


DEĞERLİ EMEKÇİLER, KARDEŞLER !

Ülkemizde 35 milyon seçmen var. Çalışabilir insan sayısı da, 25 milyon...
Sadece sanayide çalışan insan sayısı 7 milyon. Eşler, ana-baba, seçmen yaşını geçen gençlerimizle bu sayı; 15 milyon civarında.
Tarım emekçileri, memurlar, emekliler, gençler ile birlikte seçmen kitlesi içindeki yoksul insan sayısı 20 milyonu fazlası ile geçiyor.
Peki bunca yoksul insanın, bunca emekçinin yaşadığı ülkemizde emekçiler

  • Neden PASTADAN EN KÜÇÜK DİLİMİ ALANLAR OLMAYA DEVAM EDİYORLAR ?
  • Neden Hastane kapısında sürünüyorlar ?
  • Neden yarınına ilişkin hiç bir güvenceye sahip değiller?
  • Neden örselenen, dışlanan, aşağılanandır ?
  • Neden 2. Sınıf vatandaştır ?.
  • Neden ? Neden ? Neden ?...

Bunun tek nedeni; Milyonlarca emekçinin bölünmüş, parçalanmış olmasıdır. Oysa:

EMEKÇİLERİN ÇIKARI TEKTİR, AYNIDIR.

Bu gerçekten yola çıkarak 1999 yılı genel ve yerel seçimlerinde oylarımızı boşa atmamak için, uygar ülkelerde olduğu gibi, oylarımızı işçi kimliğimiz, işçi olarak somut çıkarlarımız ve ülkemizin somut çıkarları yönünde kullanmamız gerekiyor.
Bu nedenle, öncelikle bizlerin çıkarları için hayati olan sorunlar ve çözüm yolları konusundaki görüş ve önerilerimizi netleştirmeliyiz.
Bu tespitten sonra önerilerimizin yaşama geçirilmesi için bulunduğumuz her platformda görüş ve taleplerimizi açıklamalıyız.
Özellikle;
Üyesi olduğumuz partilerin program ve bildirgelerinde sorunların ve işçilerin çıkarlarına uygun çözüm yollarının girmesi için mücadele etmeliyiz.
Sadece kendi partimizle yetinmemeli, tüm partilerle; mahalle sakini, sendika şubesi, işyeri çalışanları veya tek tek kişiler olarak görüşüp taleplerimizi ortaya koymalı ve onlardan açık tavır almalarını talep etmeliyiz.

UNUTMAMALIYIZ Kİ, "HAK VERİLMEZ, ALINIR !"

Bu çalışmayı çevremizdeki tüm partilerle ve varsa bağımsız adaylarla yapmalıyız.
Bu çalışmayı bölgemizin semtimizin yerel sorunlarıyla ilgili olarak da uygulamalıyız. Çevremizi bilinçlendirip hak arama ve taleplerini ortaya koyma yönünde cesaretlendirmeliyiz.

Seçimlerde "oyuna gelmemenin" tek yolu budur.
OYLARIMIZ İŞÇİ HAK VE ÇIKARLARI İÇİN


İŞÇİLERİN-EMEKÇİLERİN SEÇİMLER ÖNCESİ TALEPLERİ .

1- İş güvencesi,

Bugün işçiler yasalarda yer alan haklarını kullanmaya kalktığında işten atılıyor. İşverenler için işten çıkarma adeta bir hak halini aldı. Ülkemiz konuyla ilgili ILO sözleşmesini imzaladığı halde bununla ilgili yasa çıkmadı.

Oysa ekonomik ve teknik zorunluluk halleri dışında haklı bir neden olmaksızın işçi çıkarılmasının yasaklanması gerekiyor. Haksız yere işten çıkarılanların yargıya başvurusu ve işe iadeyi de içeren bir iş güvencesi yasası çıkmalıdır.

İş güvencesini kayıtsız şartsız kabul etmeyen hiçbir partiye oy yok.

2- İşsizlik sigortası

Zorunlu nedenlerle işten çıkarılan işçiler için işsizlik sigortası kurulması şarttır. Böylece işsiz kaldığımızda devreye girecek sigorta yardımları katlanılması zor durumlara düşmemizi engelleyecektir.

3- Sosyal güvenlik reformu

Ülkemiz bir sosyal devlet ise sosyal güvenlik kurumları hizmet üretebilir hale getirilmeli, bu kurumların özelleştirilmesi gibi safsatalar yerine özerkleştirilmeleri sağlanmalıdır.
Başta SSK olmak üzere bu kurumlar faaliyetleri nedeniyle değil, birikimlerinin devlet tarafından sermayeye peşkeş çekilmesi nedeniyle zor duruma düşmüştür.

Dün ücretlerimizden kesilen primleri faizsiz kredi olarak kullanan siyasetçiler, bugün işi pişkinliğe vurup mezarda emekliliği dayatıyorlar. Primleri tahsil etmeyen, kurum mallarını mirasyedi gibi harcayan devlet, emekçilere verilen hizmetlerin küçültülmesinden başka seçenek aramıyor.

Ama öte yandan kurumların yönetimlerini kendi kontrolünde tutmaya devam ediyor.
Sosyal güvenlik kurumları prim yatıranların denetimine bırakılmalıdır. Devlet bu kurumlara katkı sağlamalıdır.
Kurumların alacakları ve malvarlığı iyi değerlendirilmeli, bu kurumların hizmetleri geliştirilmelidir.

Kar amaçlı özel sigortalara geçit yok, Sosyal güvenlik ve sosyal devletten vaz geçmeyeceğiz.

4- 1 Mayıs yasalaşmalıdır.

1 Mayıs, işçilerin-emekçilerin birlik mücadele ve dayanışma günü olarak tüm ülkelerde tatil günüdür. Ve dünyanın tüm emekçileri bu günü sorunlarının çözümü konusunda eş zamanlı eylem ve taleplerle kutluyorlar.

Dünya emekçilerinin onurlu bir parçası olan Türkiye işçi sınıfı da 1 Mayısın yığınsal kutlamalara sahne olan, resmi tatil günü olmasını talep etmekte haklıdır.

5- Zorunlu Tasarruf ve Konut Kesintileri

Devlet çıkardığı yasalarla elini ücreti zaten yetmeyen emekçilerin cebine atmıştır. Yapılan kesintiler de siyasiler için arpalık olarak kullanılmakta ve emekçilerden zorla kesilen paralar sermayeye peşkeş çekilmektedir. Emekçilerin tasarruf edip etmeyeceklerine karar vermeye hakları vardır.

Bu nedenle zorunlu tasarruf kesintileri derhal durdurulmalı, konut kesintisiyle birlikte gerçek değerleri üzerinden çalışanlara derhal iade edilmelidir.

Sermayeye, rantiyeye faiz dağıtırken kaynak bulan siyasetçilerin, emekçilerin paralarının üzerine çöreklenmesine daha fazla seyirci kalınamaz.

6- Hak Grevi

İşverenlerin yasa ve sözleşmeyle üstlendikleri yükümlülükleri yerine getirmemeleri halinde işçilerin üretimden gelen gücünü kullanmaları hak grevidir.

Hak grevi bugün yasak olduğu için işverenler hak ihlallerini arttırmıştır. Hak ihlali durumunda emekçilere gösterilen mahkeme kapısı, ihlalci işverenlerin ödüllendirilmesi anlamına gelir.

Yargı mercilerinin durumu da ortadadır, en basit yargılama iki yıl sürüyor.

Konunun çözümünü yargıya atmak bir hukuk devletine yakışmaz. Çünkü hukuk devleti, hakkı yerinde ve zamanında kullanılabilir kılandır.

Bu nedenle hak grevi 2822 sayılı yasaya girmelidir.

7- Şirketlerin işçilere karşı borçlarından ortakları da sorumlu olmalıdır.

İflas eden şirketlerdeki işçi alacakları nedeniyle büyük zararlar ortaya çıkıyor. Ülkemizde iflaslar kişisel zenginleşmenin yolu olarak da kullanılıyor. Şirketi iflas eden bir çok kişi eskisinden çok daha zengindir. Çünkü şirketlerin içini boşaltıyorlar.
Buna karşı piyasa alacaklıları çeşitli yollarla kendilerini güvence altına alabiliyor. Ancak işçilerin alacakları henüz doğmadığı için hiçbir şey yapılamıyor.

Bu nedenle şirketlerin ortakları da işçi alacaklarıyla ilgili olarak sorumlu tutulmalıdır.

8- Referandum yasalaşmalı, grev yasakları azaltılmalıdır.

Yetki ve sözleşme prosedürü işverenlere büyük kolaylık sağlıyor. Örgütlenmeden sözleşmeye kadar bazen yıllar geçiyor. Oysa toplu sözleşme ve örgütlenme temel insan haklarındandır. Bunların kullanılabilir kılınması devletin en önemli görevidir.
Yetki ve toplu sözleşme prosedürü basitleştirilmeli ve hızlı sonuç almaya elverişli hale getirilmelidir.

Referandum 2822 sayılı yasaya alınmalıdır.
Grev yasakları uygar dünyadaki düzeye getirilmeli, yasak niteliğindeki grev ertelemesi yasadan çıkarılmalıdır.

9- Taşeronluk kaldırılmalıdır.

Taşeronluk çalışanların hakları ve özellikle örgütlenmesinin önündeki en büyük engeldir. İşverenlerin büyük çoğunluğu örgütsüz, kayıt dışı ve düşük ücretle çalıştırmanın bir yolu olarak taşeronluğu kullanmakta, işçiler hiçbir güvencesi olmaksızın ortaçağ koşullarında çalıştırılmaktadır.

Taşeron işçilerinin asıl işyerindeki sözleşmeden yararlanması ve haklarından kayıtsız şartsız asıl işverenin de sorumlu tutulması sağlanmalıdır.

10- Asgari ücret geçimi sağlayabilir düzeyde belirlenmeli ve vergi dışı tutulmalıdır.

Çalışanların en alt düzeyde yaşaması için sorunlu olan miktarı ifade eden asgari ücret, uzun yıllardır göstermelik olmaktan öteye gitmedi.
Hiçbir zaman sıradan bir ailenin gıda, giyecek, kira ve diğer harcamalarını karşılamamıştır.
Üstelik gelir vergisi ve zorunlu tasarruf kesintisi yapılıyor.

Bu duruma daha fazla seyirci kalınamaz.

11- Sendikalar Yasası demokratikleştirilmelidir

Milletvekilleri bile bir partiye bir dilekçeyle üye olup ayrılırken, işçilerin sendika üyeliğinde noter şartı aranıyor. Bu durum hem maddi hem de zaman açısından üyeliği zorlaştırıyor.
Ayrıca sendika kuruculuğu bir çok yasakla sınırlandırılmıştır. Oysa kurucu ve yöneticiler için yüz kızartıcı suçlar dışında hiçbir engel olmamalı, sendika aidatı ve yöneticilerin seçilmesi de dahil sendikaların işleyişi kendi tüzüklerine bırakılmalıdır.

İşyerlerinden delege seçimlerine mutlaka yargı denetimi getirilmelidir. Çünkü işyerlerinde yapılan haksızlıklarla belirlenen delegeler sendikal demokrasinin önündeki en önemli engeldir.

12- Yeni ve çağdaş bir Anayasa yapılmalıdır.

Yürürlükteki Anayasa 12 Eylül olağanüstü döneminin bir ürünü olup, her konuda çok fazla yasak ve sınırlama içermektedir.
Bu Anayasa ile topluma adeta deli gömleği giydirilmiştir.

Oysa bu ülkenin gelişmeye açık ve çağdaş demokratik ilkeleri içeren bir Anayasaya ihtiyacı vardır.

13- Devlet demokratikleştirilmelidir.

Devlet olanaklarının bazı kişi ve grupların kişisel çıkarları için kullanıldığı açığa çıkmıştır.
Milletvekili ve memur dokunulmazlıkları nedeniyle bu kişiler hakkında soruşturma bile açılamamaktadır.

Bu büyük ayıp derhal giderilmeli, devlet çete ve mafyadan temizlenmelidir.

14- Talandan ibaret özelleştirmeler durdurulmalıdır.

Şimdiye kadar yapılan tüm özelleştirmeler halkın zenginliklerinin yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekilmesinden başka bir sonucu olmamıştır. Özelleştirilen birimler ya kapatılmış, işçileri çıkarılmış; yada sunduğu hizmetlerin kalitesi düşmüş ama fiatı olağanüstü pahalılaşmıştır. Esasen özelleştirilen işletmeler zaten kar eden işletmelerdir.

Bugün özelleştirme çığırtkanlarının yalana sarılmadan anlatabilecekleri tek bir özelleştirme örneği yoktur.

Bu nedenle sadece ideolojik bir saplantının eseri olarak dayatılan özelleştirmeler derhal durdurulmalı, ancak devlet denetimindeki tüm kurumlar değişik toplumsal kesimlerin katkısı da alınarak özerkleştirilmelidir.

Öte yandan devlet tarafından yürütülmesinde toplumsal yarar bulunmayan birimler gerçek değerleri üzerinden ve görevi layıkıyla yürütecek kişi ve kurumlara devredilmelidir.

15- Yerel Yönetimler

Emekçilerin sorunları çevresel etkenlerden de kaynaklanıyor. Bu nedenle yerel yönetim seçimleri de hayati önem taşıyor.

Yerel yönetim kudretini demokratik biçimde halkı ile paylaşan ve katılım kanalları açan, hizmetin merkezine daima insanı alan, çevre ile uyumlu sanayileşmeye olanak sağlayan, sağlık, kültür, spor ve sosyal ihtiyaçlara olanak sağlayan hizmetler üreten, yerel birimlere çağdaş ve evrensel değerleri taşıyan bir anlayış aynı zamanda ülkemizde demokrasinin ve kültürünün yaygınlaşmasına katkı verecektir.

Başa Dön


 

birmet@ibm.net

anasayfaya dönüş

İlksöz     Tarihçe    Güncel     2000'lere doğru    Etkinlikler    İdari Yapı     Üst Kuruluşlar

Son güncelleme tarihi 18 Şubat 1999
Birleşik Metal-İş Sendikası tarafından hazırlanmıştır
birmet@ibm.net

Nedstat Counter