Make your own free website on Tripod.com
Ana Sayfaya Dönüş

SSK REFORMU

buay1.gif (4855 bytes)

 

İşyerlerinde okunacak bildiri metni.

SOSYAL GÜVENLİK HAKKIMIZ TEHDİT ALTINDA!
“MEZARDA EMEKLİLİĞİ” KABUL ETMEYECEĞİZ!

Yıllardır ısıtılıp ısıtılıp önümüze getirilen “mezarda emeklilik” tasarısı yine gündemde. “Sosyal güvenlik sisteminin” tek sorunu emeklilik yaşı değildir; emeklilik yaşını yükseltmek reform değildir. İşsizlik sigortası ve işgüvencesi sağlanmadan, sigortasız çalışma önlenmeden, sosyal güvenliğe düzenli devlet katkısı sağlanmadan bu konuda atılacak hiçbir adımı kabul etmeyeceğiz.

Bu konuda bu kadar ısrar edilmesinin ardında IMF’nin dayatmaları yer alıyor. Bu dayatmanın ardında sosyal güvenlik harcamalarının kısılmasını, kamu hizmetlerinin özelleştirilmesini öngören yeni liberal ekonomi anlayışı yatıyor. “Sosyal güvenlik reformu” olarak adlandırılan bu hazırlıklar sağlık ve sosyal güvenlik alanında kazanılmış tüm hakların aşamalı olarak geri alınmasını amaçlıyor. Bütün bunlar sosyal devleti tümüyle tasfiye etmeyi amaçlıyor.

SSK’nın asıl sorunu emeklilik yaşı değildir. Televizyonlara çıkıp SSK’nın emeklilik yaşı yüzünden battığını iddia eden Çalışma Bakanı’na ve Hükümete soruyoruz:

1- Devletin SSK’ya hiçbir parasal katkısı olmadığı halde, SSK fonları yıllarca devlet tarafından ucuz ve bedava kaynak olarak kullanılmamış mıdır? 1965 - 1993 arasındaki SSK fonları enflasyonun üzerinde değerlendirilseydi Kurum’un kasasında 20 milyar dolar olmayacak mıydı?

2- SSK 450 trilyon lira prim alacağını neden toplamamaktadır? Devletin iç ve dış borç faiz giderleri olarak ayırdığı 10 katrilyon liranın yanında, 1.2 katrilyon liralık SSK açığının öne çıkarılması sosyal devletten uzaklaşmaya yönelik bilinçli bir tercih değil midir?

3- Sosyal güvenlik alanındaki en önemli sorun kayıtdışı ekonomi, yani sigortasız çalışma değil midir? Bugün Türkiye’de yaklaşık 4.5 milyon işçi sigortasız çalıştırılmaktadır. Kayıtdışı ekonominin kayıt altına alınması durumundaki SSK’nın gelirleri 1.7 katrilyon arttırılması mümkün değil midir?

4- İşgüvencesi ve işsizlik sigortasının olmadığı bir ortamda, emeklilik yaşının yükseltilmesinin “mezarda emeklilik” anlamına geldiğini görmüyor musunuz? Ortalama emekliye ayrılma yaşının 50, emeklilerin yaş ortalamasının 57, emeklilerin ortalama ölüm yaşının ise 65 olduğu ülkemizde, sigortalının 60’lı yaşlara kadar fiilen çalışması mümkün müdür?

Bu gerçekler ortadayken “Sosyal Güvenlik Reformu” adı altında sadece emeklilik yaşıyla oynamanın esas nedeni sosyal güvenlik kavramını yok etmektir. Bütün bunlar sosyal devleti tasfiye etmekten başka birşey değildir. Biz bu yaklaşımı esastan reddediyoruz.

Gerçek bir reform paketinde:

1. SSK özerk ve demokratik olmalıdır.

2. Sosyal güvenliğe düzenli devlet katkısı sağlanmalıdır.

3. İşgüvencesi ve işsizlik sigortası sağlanmalıdır.

4. Kayıtdışı ekonomi kayıt altına alınmalı. Sigortasız çalışma önlenmelidir.

5. Emeklilere insanca yaşayabilecekleri bir ücret verilmelidir.

6. Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalıdır.

Bütün bu koşullar gerçekleştirilmediği takdirde, “Sosyal Güvenlik Formu” adı altında gündeme getirilecek dayatmaları reddettiğimizi ve bunun için her tür meşru mücadele yöntemini kullanacağımızı birkez daha ifade ediyoruz.

DİSK Yönetim Kurulu


birmet@ibm.net