Make your own free website on Tripod.com

Ana Sayfaya Dönüşon-line kütüphane

ASGARİ ÜCRET VE 4 KİŞİLİK AİLENİN AYLIK ASGARİ HARCAMALARI ARAŞTIRMASI

 

ASGARİ ÜCRET

Asgari ücret, işçi ve ailesinin ekonomik ve sosyal açıdan gereksinimlerini karşılayan ve asgari düzeyde yaşama düzeyi sağlayan bir ücret niteliği taşımalıdır. Asgari ücretin bir diğer özelliği ise işverenlerin daha düşük ücret ödemesini yasaklayan, yasalarca zorunlu niteliğe sahip bir baraj ücreti olmasıdır.

Asgari ücret, ücretlerin en alt sınırını oluşturduğu için tüm çalışanların bireysel gelir düzeylerini önemli ölçüde etkilemektedir. Asgari ücret ile işçi ve işverenin sözleşme özgürlüklerine bir alt sınır çizilmektedir.

Asgari ücret uygulaması, düşük ücretli işçileri koruma aracı olarak görülmelidir. Asgari ücret, ücret yapısı içinde bir alt taban oluşturur ve genel olarak ücret yapısını yukarı doğru iterek, yoksulluğun azalması için bir araç niteliği taşır. Bu özelliği ile ayrıca sosyal bir araç özelliği de taşır. Asgari ücretin sosyal ve ekonomik açıdan insanca yaşamayı uygun kılacak şekilde belirlenmesinin, gelir dağılımını düzeltici etkisi vardır.

A- Asgari ücret belirlenirken esas alınması gereken kriterler

Asgari ücret belirlenirken ortaya çıkan sorunların başında, işçinin özellikleri ve bu ücretle hangi gereksinimlerin karşılanacağı gelmektedir. Asgari ücretin işçinin ücreti mi, yoksa ailesinin gelir mi, olduğu sorusu sosyal taraflar arasında çatışma konusu olmaktadır. Türkiye’nin gelenekleri ve özgün koşulları dikkate alınarak, asgari ücretin işçinin ailesi ile birlikte geliri olduğu kabul edilmelidir.

Asgari ücretin tesbit yöntemi işçi açısından çeşitli sakıncalara neden olmaktadır. Bunların başında ücretin brüt olarak belirlenmesi gelmektedir.

Birçok gelişmiş ülkede olduğu gibi Türkiye’de de, asgari ücret belirlenirken tüketici fiyat artışları değil, “Ücretliler Geçinme Endeksi” (ücretliler enflasyonu) esas alınmalıdır. Bunun için ücretlilerin tüketim kalıpları incelenerek Türkiye genelini kapsayan bir “Ücretliler Geçinme Endeksi” oluşturulmalıdır.

Türkiye genelinde tek asgari ücret belirlenmelidir. Tarım ve tarım dışı kesimler olarak iki ayrı ücret belirlenmesi uygulamasına son verilmelidir.

Asgari ücret gelir dağılımını düzenleyici yönde belirlenmeli ve ülke gelirinin büyümesine paralel olarak refah artışından pay almalıdır.

Asgari Ücret Tesbit Komisyonunun bileşimi, asgari ücretlileri temsile uygun demokratik bir özellik taşımamaktadır. Tüm işçi sendikaları konfederasyonları, üye sayıları oranında komisyonda temsil edilmelidir.

1- Asgari ücret alan işçinin özellikleri:

Değişik toplumsal ve kültürel nedenlerden ötürü, aile içinde bir kişinin çalışması durumunda asgari ücretin tek kişilik ücret olarak belirlenmesi, sözkonusu ücretin işçi ailesi için ücret değil yoksulluk yardımı durumuna gelmesine neden olmaktadır. Türkiye koşulları dikkate alınarak bağımlılık oranı gerçeğe en yakın biçimde tesbit edilmeli ve ortalama hane halkı büyüklüğü de gözönüne alınarak, asgari ücretin işçinin ailesini de kapsayacak biçimde belirlenmelidir.

Devlet İstatistik Enstitüsünün (DİE) verilerine göre Türkiye’de ortalama hane halkı büyüklüğü 4.7 kişidir. 1996 Hane Halkı İşgücü Anketinin sonuçlarına göre de, 12 yaşın üzerinde toplam çalışan sayısı 23 milyon, 15 milyon kişi ise 12 yaşın altındadır. Türkiye’nin nüfusunun yaklaşık 62 milyon olduğu düşünülürse, her çalışan kendisinin dışında iki kişiye daha bakmaktadır. Ancak yine ülkemiz gerçekleri gözönüne alındığında 12 yaşın üzerinde yaklaşık 23 milyon kadının 6.5 milyonu çalışıyor gözükmektedir. Ancak bu kadınların üçte ikisi tarım kesiminde ücretsiz aile işçisi konumundadır. Bu durum bağımlılık oranının yükselmesi anlamına gelmektedir.

ILO’nun 131 sayılı sözleşmesi, asgari ücret belirlenirken uygun koşullarda ve mümkün olabildiğince işçinin ve ailesinin gereksinimlerinin dikkate alınmasını temel ilke olarak benimser. Aynı şekilde Avrupa Sosyal Şartı da, tüm çalışanların “kendilerine ve ailelerine yeterli bir yaşam düzeyi sağlamak için adil bir ücret alma hakkına” sahip olduklarını belirtir.

Ülkemizde asgari ücret tespitinde 1977 ve 1979 yıllarında işçi kısmen de olsa ailesiyle birlikte değerlendirilmiştir. Sözkonusu yıllarda yapılan tespitlerde Türkiye’de bağımlılık oranı 1.9 olarak kabul edilerek, işçinin 0-14 yaş arasında bir çocuğa bakmakla yükümlü olduğu varsayılmıştır. Asgari ücret komisyonu bu tespitin gerekçesi olarak da, “aile unsurunun dikkate alınmadığı bir durumda, işçinin gerekli 3500 kaloriyi alma imkanının bulunmayacağı ve besin dışı harcamalarda aynı oranda eksilme olacağı yönüyle sakıncalı bir durumun söz konusu olacağı “ belirtilmiştir.

2- Asgari ücretin brüt olarak belirlenmesinin sakıncaları

Asgari ücret, “perakende fiyatlar” kullanılarak önce besin harcamaları, daha sonrada besin dışı harcamaların hesaplanması ile belirlenir. Asgari Ücret Tesbit Komisyonu’na göre asgari ücret, “İşçinin geçimini sağlayacak........taban ücretidir” ve “ Asgari ücret bütün illerde besin içi ve besin dışı harcamaları kapsayan ihtiyaçlar için yeterli bir satın alma gücü sağlayan ücrettir” şeklinde tanımlanır. Ancak perakende fiyatlar üzerinden tespit edilen tutar brüt ücrettir. 1998 Kasım ayında sigorta primi, zorunlu tasarruf kesintisi ve gelir vergisi asgari ücretin % 29’unu oluşturuyordu. Başka bir deyişle işçinin bilimsel yöntemlerle yapılan asgari düzeyde geçimini sağlayacak geliri elde edebilmesi için, bu ücretin % 29 oranında artırılması gerekmektedir. (Bkz. 16 Yaşından büyükler için asgari ücret ve kesintiler)

Vergi adaleti sağlanması açısından da, işçinin geçimini sağlayacak taban ücret olarak belirlenen asgari ücretin vergi dışı bırakılması gerekir.

3- Parekende fiyatlar yerine “Ücretliler Geçinme Endeksi”nin esas alınması

Asgari ücret, 1970’lerden beri aynı yöntemle tesbit edilmektedir. Oysa ülkenin o yıllardan beri refah düzeyi yükselmiş, tüm toplumsal kesimlerin tüketim kalıpları değişmiştir. Ekonomik ve sosyal gelişmelere paralel olarak ihtiyaçlar artmış ve çeşitlenmiştir. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de çeşitli toplumsal kesimlerin tüketim eğilimlerinin sürekli izlenmesi bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle Devlet İstatistik Enstitüsünün bu konuda süreklilik arzeden bir araştırma yapması ve ücretliler tüketim eğilimine göre “Ücretliler Geçinme Endeksi” oluşturulması gerçekçi ücret tesbiti açısından bir zorunluluktur.

Başa dön


Asgari Ücret

A- Asgari ücret belirlenirken esas alınması gereken kriterler
B- Türkiye’de reel asgari ücretin gelişimi
C- Dört kişilik bir ailenin Ekim 1998’de asgari düzeyde geçinebilmesi için elde etmesi gereken gelir:
Sonuç ve Önerilerimiz

Dört kişilik ailenin asgari geçim harcamaları araştırması (Ekim 98)
16 Yaşından büyükler için asgari ücret ve kesintiler

 

birmet@ibm.net