Make your own free website on Tripod.com

BİRLEŞİK METAL-İŞ SENDİKASI

ÖZELLEŞTİRME

ASİLÇELİK GERÇEĞİ


1.1- ÖZELLEŞTİRME NEDİR ?

Özelleştirme, kamusal mülkiyette bulunan işletmelerin tüm varlıkları ile birlikte özel kesime devredilmesidir.

Özelleştirme kavramı geniş anlamıyla:


1.2- ÖZELLEŞTİRMENİN ARDINDAKİ GERÇEK NEDİR ?

2. Dünya Savaşı’nı izleyen yıllar kapitalist sistemin istikrar ve büyüme yılları olarak bilinir 1960’ların sonunda bu eğilim değişmeye başladı. 1974’te ortaya çıkan petrol fiyatlarındaki artışla birlikte durgunluk yoğunlaştı. Bu kriz olarak adlandırıldı. Kriz koşullarının ortaya çıkması ve sistemin yapısal hastalığı haline gelmesi ile birlikte sermaye krizi aşma yönünde arayışlara girmeye başladı.

Sorun; kar oranlarının düşmeye başlaması idi. Maliyet unsurlarının düşürülmeye çalışılması, yeni Pazar ve ürün çeşitlemeleri ile krizi aşma yönündeki girişimler, işçi ücretlerini baskı altına alma politikaları, sendikasızlaştırma girişimleri ve enflasyonist ekonomik süreçlerin tümü düşen kar oranlarını belli bir düzeyde tutma ve yükseltme amacına yönelik bulunuyordu.

Sermaye ve kapitalist sistem köklü ve yapısal bir değişikliğe giderek, krizlere karşı daha uzun erimli soluk alabilmek için arayışlara girmeye başladı. 70'li yılların sonlarında yeniden krizin belirmesi üzerine 1980 başından itibaren sermayenin genel kirizine bir reçete olarak sunulan, bir kurtuluş umudu olarak görülen çözüm ÖZELLEŞTİRME olarak somutlanıyordu.

“Yeni Liberal Anlayış” adıyla tanımlayan bu yaklaşımlara göre, ekonomide ortaya çıkan sorunların aşılması için devletin ekonomiye müdahalesinin azaltılması, ekonomideki payının küçültülmesi ve nihayet devletin ekonomiden tümüyle çekilmesini amaçlayan daha genel ve bir o kadar da eski bir ekonomik anlayışın bir parçası olduğu görülüyordu.

Karma ekonomik modelin geçerli bulunduğu ülkemizde bu yönlü yaklaşımlar 24 Ocak 1980 Ekonomik Paketi ile ortaya konulmuştur. Programın hayata geçirilmesinde 12 Eylül Hareketinin sağladığı ortam ve desteğin katkısı gözardı edilemez.

Gerekli tanıtım çalışmalarının yapılması, kamuoyunda muhtemel karşı çıkışları engellemek için yapılan hazırlıklar sonucunda özelleştirme kavramı ancak 1984'lerde ifade edilmeye başlandı.

Sonuç olarak özelleştirme; kapitalist ülkelerde krizler döngüsünden bir türlü kurtulamayan ekonomiye soluk aldırabilmek için, özel sektörün kamu mülkiyetinde bulunan işletmeleri kendi mülkiyetine alma çabasının bir sonucu olarak ortaya konulmuştur.

Neden, Kamu işletmeleri ?

Çünkü kamu işletmeleri ülkede en büyük Pazar paylarına, dolaysıyla en büyük karlılık potansiyellerine sahip bulunan kuruluşlardır.

Çünkü KİT'ler hazır, kurulu ve işleyen kuruluşlardır,

Çünkü KİT'ler halkın güvenini sağlamış olan kuruluşlardır,

Elbette en önemli neden, KİT'lerin karlı kuruluşlar olmasıdır.


1.3- PROGRAMLAR HEP AYNI KAYNAKTAN

Dünya genelinde uygulamaya konulan özelleştirme programlarının merkezi hep aynı: IMF VE DÜNYA BANKASI

Bu olgu, neden özelleştirmelerin dünya çapında ve aynı tarihsel dönemde başladığını açıklamakta, özelleştirme fikrinin kaynağını da göstermektedir.

Ülkemizdele birlikte gelişmekte olan ve azgelişmiş hemen tüm ülkelere, Amerika Birleşik Devletlerinin politikasına uygun kalkınma modelleri sunan ve bu modellerin kabul edilmesine bağlı olarak da kredi musluklarını açarak "bağımlılık" ilişkisi yaratan adı geçen kuruluşların son atağının ise MAI ( çok taraflı yatırım anlaşması) olduğu bilinmektedir.

IMF ve Dünya Bankası onlarca yıldır süren sabırlı çalışmaları sonucunda 2000'li yıllara girerken dünya ölçeğinde sermayenin anayasası olarak nitelebilecek uluslarüstü oluşumu tamamlamak amacına yönelmiş bulunmaktadır.


1.4- ÖZELLEŞTİRMENİN YASAL TEMELİ VAR MI?

Konuyla ilgili ilk yasal düzenleme 1984 yılında çıkarılan ve kamu kuruluşlarının satış ve devrine olanak tanıyan 2983 sayılı yasadır.

1986’da çıkarılan 3291 sayılı Yasa ile, kamu kuruluşlarının özelleştirme kapsamına alınması ve uygulamaların yürütülmesine ilişkin ilkeler belirlendi. Bu yasa ile tamamı devlete ait olan kuruluşların özelleştirme kapsamına alınmasından Bakanlar Kurulu, bağlı ortaklık ve iştiraklerin özelleştirme kapsamına alınmasından ise Yüksek Planlama Kurulu yetkili kılındı.

6 Ocak 1992’de çıkarılan 473 sayılı Yasa ile özelleştirmeye yetkili kuruluşun “Kamu Ortaklığı Yüksek Kurulu” olarak belirlendi.

27 Kasım 1994 tarihinde yürürlüğe giren 4046 sayılı “Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine Dair Yasa” ile, özelleştirmelerdeki önceliklerin saptanması, esas ve yöntemlerin seçilmesi görevi; Özelleştirme Yüksek Kurulu’na verildi. Kurul’un verdiği kararları uygulamak, “kuruluşları özelleştirme kapsamına almak veya çıkarmak da özelleştirmeye hazırlık çalışmaları yapmak” görevleri de, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na verildi.

ANAYASA AÇISINDAN ÖZELLEŞTİRME YASASI VE UYGULAMALARI

Anayasa’nın 35. Maddesi; "mülkiyet hakkının kullanımı, toplum yararına aykırı kullanılamaz" demektedir.

Bu hüküm özelleştirme halinde tespit edilen değerler birlikte KİT'lerin ürettiği sosyal faydaya işaret etmektedir. Anayasa'nın bu açık hükmüne rağmen ülkemizde gerçekleşen özelleştirmelerde Anayasa'nın Üstünlüğü kuralına davranıldığını iddia etmek güçtür.

Anayasa’nın 5. Maddesi, Türk Milletinin bağımsızlığını sağlamak devletin görevidir” deniliyor.

Anayasa'nın verdiği bu görev sadece ordu ile gerçekleştirilemez, telekomünikasyon, ulaşım, elektrik, ulusal savunma açısından stratejik öneme sahip üretimler, petrol ve enerji kaynaklarının özelleştirilmemesi gerektiği sonucuna ulaşılması gerekmektedir. Oysa uygulama neredeyse stratejik önemi yüksek bulunan kuruluşların özelleştirmesini başa almış bulunmaktadır. Bu, büyük bir çelişkidir.

Anayasa’nın 172. Maddesinde, “devlet piyasalarda doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler” deniliyor.

Bu hükme göre, özelleştirme yasasıyla mal ve hizmetlerin üretiminin belli sermaye gruplarının elinde toplanmasının, tekelleşme ve kartelleşmeyi önleyecek koşulların oluşmasının önlenmesi gerekiyor. Özelleştirilmiş veya özelleştirilmesi planlanan kuruluşlar açısından böyle r ilkesel bir yaklaşıma rastlanılmıyor. Çoğunlukla devlet tekelleri özel tekeller biçimine dönüşmektedir. Yukarıda sayılan nedenlerle özelleştirme uygulamaları Anayasa'ya da aykırı bulunmaktadır.

Yaygın biçimde uygulanan ÖZELLEŞTİRME YÖNTEMLERİ.

BLOK SATIŞ, HALKA SATIŞ, HALKA SATIŞI HEDEFLEYEN BLOK SATIŞ,

YARIM KALMIŞ YATIRIMLARIN DEVRİ, YAP-İŞLET-DEVRET MODELİ, KAMU

HİZMETLERİNİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ, TAŞERONLAŞTIRMA, YÖNETİM DEVRİ, KİRALAMA YÖNTEMİ, GELİR ORTAKLIĞI SENEDİ, ORTAK GİRİŞİM


1.5- GERÇEKLER SÖYLENMİYOR:

Kamunun toplumsal yaşamdaki etkinliğini azaltmak için uygulanan politikalarda yıllardır aynı gerekçeler öne sürülüyor. Ancak, özellikle uygulamalar sonrasında ortaya bir bir dökülen gerçekler var.

12 yıllık dönemde özelleştirmeden elde edilen gelir toplamı 4 milyar 824 milyon dolar. Aynı dönemde özelleştirmeler için harcanan para miktarı ise, 4 milyar 500 milyonu aştı.


1.6- NE DEDİLER, NE OLUYOR ?

Bu propaganda cümlesi ile 4046 sayılı Yasanın 2. Maddesi c fıkrası hükmü tam bir çelişki halindedir. Şöyle ki, ifadeye göre özelleştirme gelirleri ile genel bütçe açıklarının kapatılacağı anlaşılmaktadır. Oyse yasanın ilgili fıkrası; " özelleştirme uygulamalarından elde edilecek gelirlerin genel bütçe harcama ve yatırımlarında kullanılmaması" ifadesine yer vermektedir.

Uygulamada ise, sözkonusu özelleştirme fonunda para yoktur.

Gerçekten verimlilik ve etkinlik arttı mı?

Artmadı, aksine azaldı. 3 yıl üretim yapması zorunluluğuyla satılan 14 ORÜS işletmesinden 13’ü, satışı yapılan 16 Sümer Holding işletmesinden 13’ü, satılan 11 Et ve balık kurumu İşletmesi’nden 9’u kapatıldı.

Çimento sektöründe özelleştirmeler sonrasında fiyatlar % 500’ ile % 2000 düzeyinde arttı.

Arazi rantı amacı ile kapısına kilit vurulan işletmelere en çarpıcı örnek ise, Uzanlar tarafından alınan TOE kamyon fabrikasıdır.

Bu çok anlamlı bir iddia değildir. Bir sektörde tekel durumunda olan bir kamu kuruluşu özele satıldığında bu kez özel tekele dönüşme riski ortaya çıkar.

Ayrıca, Türkiye’de yerli kapitalistlerin büyük ölçekli kamu kuruluşlarını alacak gücü bulunmadığından ekonominin denetimini yabancı sermayeye bırakmak zorunda kaldıkları ve kalacakları da ortadadır.

Öte yandan, Türkiye piyasalarının asla serbest piyasa düzeni teorisine uygun bir duruş içinde bulunmadığı, tekelci ve oligopol ( holdinglerin kendi aralarında rekabet yapma yerine fiyat anlaşmalarına gitmeleri) özellikleri sürmektedir.

İstihdam olanağı sağlamak bir yana mevcut istihdam olanakları da yok edildi.

ORÜS, SEK, Sümer Holding işletmeleri işçisiz olarak devredildi.

HAVAŞ’ tan 2300 civarında sendikalı işçi çıkarıldı.

SEK’in 4 büyük tesisini alan Mis süt, bunlardan 3’ünde üretimi durdurarak süt pazarında denetimi ele geçirmenin yanı sıra İç ve Batı Anadolu’daki istihdamı daralttı. Tüketiciyi de mağdur etmiştir.

Aşağıdaki veriler yorumsuz olarak gerçekleri ortaya koymaktadır.

ÖZELLEŞTİRMELER SONRASI İSTİHDAM DURUMU

 

KURUM ADI Özelleştirme Öncesi
İşçi Sayısı
Özelleştirme Sonrası
İşçi Sayısı
Çıkarılan İşçi Sayısı
HAVAŞ 2300 700 1600
ORÜS 1131 244 887
PETLAS 1150 937 213
SÜMERBANK 2965 1495 964
SEK 442 144 298
EBK Kombinaları 867 176 691
TURBAN 170 290 140
ÇİTOSAN ÇİMENTO FAB 5400 2372 3028
ÇEAŞ 1460 937 523
AKTAŞ 478 çıkarılanların yerine yenisi alındı  
KAYSERİ ELEKTRİK 650 çıkarılanların yerine yenisi alındı  

KAYNAK: Petrol-İş 95-96 yıllığı


1.7- ASIL TEHLİKE : SENDİKASIZLAŞTIRMA

Özelleştirilen kuruluşlarda uygulamaların genel sonuçlarından biri; sendikasızlaştırma olarak tespit edilmektedir. Bu uygulamanın amaçları açısından yeterince ipucu vermektedir.

Bir kaç örnek verirsek:


1.8- GELİR EŞİTSİZLİĞİ ARTTI

Aşağıdaki verileri de yorumsuz ortaya koyuyoruz. .

Nüfusun en yoksul yüzde 20’’si,

1973 yılında ULUSAL GELİRİN yüzde 3.50’sini,
1987 yılında ULUSAL GELİRİN yüzde 5.24’sini
1994 yılında ULUSAL GELİRİN yüzde 4.86’sını,
1997 yılında ULUSAL GELİRİN yüzde 4.50’sini aldı.

Nüfusun en zengin yüzde 20’si,

1973 yılında ULUSAL GELİRİN yüzde 56.5’ini,
1987 yılında ULUSAL GELİRİN yüzde 49.9’unu,
1994 yılında ULUSAL GELİRİN yüzde 54.88’ini,
1997 yılında ULUSAL GELİRİN yüzde 55’’ini aldı.

( DİE Hanehalkı İşgücü Anketleri)

Bu tablo dengesizliğin daha da bozulduğunun açık göstergesidir.

Gerçekten öyle mi oldu ?

Özelleştirmelerle tekeller yaratıldı. Çimento sektöründeki özelleştirmelerde Uzanlar’a ait Rumeli Holding kuruluşların büyük bölümünü ele geçirdi.

SEK (Süt Endüstrisi kurumu)’in özelleştirilmesi sonrasında belli bölgelerdeki süt üretimi birkaç firmanın denetimine geçti.

Aynı olgunun iletişim, petro-kimya için de geçerli bulunduğu ortadadır.

  • “KİT’ler Devlete Yük, Satılırsa Bu Yükten Kurtuluruz”

Gerçekten durum böyle mi?

KİT’ler bütün zarar ettirme politikalarına, özelleştirmeye hazırlık çalışmalarına karşın ekonomideki etkinliğini koruyor. Türkiye’nin en büyük 500 firması arasında yaratılan brüt katma değer açısından KİT’ler hala büyük öneme sahip.

1991-1994 yılları arasında en büyük 500 firmanın yarattığı brüt katma değer içinde KİT’lerin payı yüzde 45 civarındaydı.

1995’te, KİT’lerin payı özelleştirme hazırlıkları vb. nedenlerle yüzde 40’lara geriledi.

1996-1997 arasında ise KİT’lerin brüt katma değer içindeki payı yeniden yüzde 44’lere yükseldi.


1.9- KİT’LERDE ÇALIŞAN SAYISI FAZLA MI?

Sık sık kamu kuruluşlarının “insan ambarı haline geldiği” söylenir. Hatta KİT zararlarının çalışan sayısının fazla olması nedeniyle personel harcamalarının şişmesi sonucu ortaya çıktığı iddia edilir.

1980 Sonrası KİT’lerde İstihdam Artmadı.

1980-1990 yıllarını kapsayan 10 yıllık sürede KİT’lerdeki istihdam artış oranı sadece yüzde 0.8’dir.

1991’de 630 bin 613 olan çalışan sayısı, 1996’da 483 bin 623’e düşürüldü. Bu durunda KİT'lerde istihdam AZALMASI oranının ise % 26 olduğu görülmektedir. İzleyen yıllarda da istihdamın azalması sürmektedir.


1.10- GERÇEKLER GİZLENİYOR.

Özelleştirmeler için ileri sürülen gerekçeler bir bir iflas ederken onlarca konu kamuoyuna aktarılmadı.

Özelleştirmede satışlarda “şeffaflık ilkesi “ uygulanmadı. Kamuoyu sadece ihalelerin açılacağını öğrenmekle kaldı. Kimlere ne tür ayrıcalıklar verildiği hiç açıklanmadı. Özelleştirme ihalelerine karanlık ilişkiler karıştı.

Ekonomide dışa bağımlılık arttı.

Özelleştirmlerde yabancı sermaye teşvik edilmektedir. Teşvik ve destekleme politikalarının yarattığı ayrıcalıklarla ulusal ekonomi tahribata uğramaktadır. Yabancı sermaye, faaliyetlerinden elde ettiği parayı çoğunlukla yeni yatırımlara yönlendirmemekte, geldiği ülkedeki şirket merkezine aktarır. Bu durum ülke kaynaklarının doğrudan yabancı ülkelere sunulması anlamına gelmektedir.

Ekonomide özel tekeller yaratılıyor!..

Yabancı ve yerli tekeller 1996 yılına kadar yapılan satışlarda kamu kuruluşlarının değerleri bakımından yüzde 36.3’ ünü ele geçirdi.

Yabancı tekellerin özelleştirmeye ilgisi çimento fabrikalarıyla başladı. Başlangıçta Fransız sermayeli olan, sonrasında İtalyan’lara geçen SCF adlı tekel 5 çimento fabrikasını da satın alarak bu sektörde tekelleşmeyi arttırdı.Uzan ailesi de, çimento sektöründe 7 fabrikayı satın alarak piyasanın hakimi oldu.

Havalanı yer hizmetlerinin yarısına yakınını yerine getiren HAVAŞ’ta YAZEKS’e satılarak bu alanda özel tekel yaratıldı.

1999 yılı için sırada enerji santrallarında tekelleştirme girişimleri bulunuyor.


1.11-YARGININ UYARILARI VE KARARLARI CİDDİYE ALINMIYOR.

Özelleştirmelere karşı KİGEM ve sendikalar tarafından açılan 112 da davanın 32’si için özelleştirmenin iptali ve yürütmenin durdurulması kararı verildi.

Buna karşın Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, mahkeme kararlarını uygulamadı.

Mahkemelerden art arda özelleştirmelerin iptaline ilişkin kararlar çıkması üzerine siyasi çevrelerce yargı üzerindeki baskılar arttı. Davalara bakan hakimlerin görev yerleri değiştirildi.

Son birkaç ay içerisinde özelleştirmelerle ilgili açılan davalara yenileri eklendi. Bunlardan biri de POAŞ. POAŞ (Petrol Ofisi AŞ)’ın yüzde 51 hissesinin özelleştirilmesine ilişkin kararın iptali ve yürütmesinin durdurulması ilişkin davayla ilgili olarak Ankara İdare Mahkemesi 14 Ekim 1998 günü oybirliğiyle yürütmenin durdurulmasına karar verdi.


1.12- ÖZELLEŞTİRMELERDEN KİMLER KAZANDI?

Özelleştirmeler işsizlik, hizmetin kalitesinin düşmesi, en temel gereksinimlerin serbest piyasanın acımasız rekabet koşullarına terk edilmesi gibi sonuçlar yaratınca kaybedenler başta işçiler ve emekçiler olmak üzere geniş halk kesimleri oldu

1-Danışmanlık Şirketleri

Bu işten en karlı çıkanların başında çoğu yabancı olan danışmanlık kuruluşları geliyor. Başlangıçta birkaç tane olan danışman firmaların sayısı 1998’de 70’e ulaştı.

2-Reklam ve Medya Kuruluşları

Özelleştirme pastasından büyükçe dilim alanlar arasında reklam ve medya kuruluşları da bulunuyor. Halkın kamu işletmelerinin satışı konusunda ikna edilmesi IMF ve Dünya Bankası’nın başlıca direktifleri arasında geliyordu. ÖİB, reklam masraflarından hiç kaçınmIYOR.

1985-1995 yılları arasında dış ülkelerde kuruluşların tanıtımı ve halkın ikna edilmesi için yapılan reklam giderleri 33.5 milyon dolar.

3-Alıcı Kuruluşlar

Özelleştirme pastasından en büyük payı elbette ki alıcı kuruluşlar elde etti.

Kamu işletmeleri değerinin çok çok altında, uzun vadelere yayılan ödemelerle yok pahasına elden çıkarıldı. Emekçilerin alın teriyle, yıllardır devlete ödedikleri vergilerle kurulan ve çalıştırılan kamu işyerleri adeta altın bir tepsi içinde şu ya da bu sermaye sahibine sunuldu.

1998 YILI

ÖZELLEŞTİRMELER AÇISINDAN NASIL GEÇTİ ?

1998 yılı içinde satışı ve devri tamamlanan kuruluşlar:

 

SATIŞ TÜRÜ SATIŞ DEVRİ (Dolar ) TAHSİLAT TUTARI (Dolar)
BLOK SATIŞ
KURTALAN ÇİMENTO(% 100) 28.000.000 14.050.000
ETİBANK(%100) 155.000.000 62.200.000
HAVAŞ(% 40) 27.000.000 10.840.000
SİVAS DEMİR-ÇELİK 6.655.000 323.000
YARIMCA PORSELEN 30.500.000 7.625.000
KONYA KROM 40.700.000 10.175.000
blok satış toplam 288.555.000 105.213.000
HALKA ARZ
İŞ BANKASI 238.886.015 236.479.147
halka arz toplamı 238.886.015 236.479.147
ULUSLARARASI HALKA ARZ
İŞ BANKASI 388.991.153 388.991.153
Uluslararası halka arz toplamı 388.991.153 388.991.153

Kaynak: Türkiye’de Özelleştirme, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, 15 Kasım-1998

Yukarıda ortaya konulan gerçeklikler ışığında ASİLÇELİK GERÇEĞİNİ olabildiğince objektif olarak sergilemeyi ve bu gerçeklik ışığında çözüm/çözümler üretmeyi doğru bir yaklaşım olarak tespit ediyoruz.

Başa Dön


birmet@ibm.net

anasayfaya dönüş

Gazetemiz    Kitaplar    Eğitim Notları    Brosurler    Afişler    Basın Açıklamaları

İlksöz     Tarihçe    Güncel     2000'lere doğru    Etkinlikler    İdari Yapı     Üst Kuruluşlar

Son güncelleme tarihi 4 Mart 1999
Birleşik Metal-İş Sendikası tarafından hazırlanmıştır
birmet@ibm.net